seçimlerin bisikletçilerle ciplerde gezmek isteyen arasında olduğunu söyleyemeyiz. bisikletle cip karşıtlığı da yok değil ama, öncelikli ve belirleyici değil.
seçimlerin "cumhur ittifakı" ile "millet ittifakı" arasında olacağı açık. şöyle bir soru sorabilir miyiz: neden "cumhur", neden "millet"; hattâ neden "ittifak" da sorulabilir mi?
önyargıyla yaklaşsak akp'nin başını çektiği cepheleşmenin adı "millet" olabilirdi. karşı cephenin "millet"i düşünmeyeceğini düşündüklerini düşünmeliyiz. soruyu öteki türlü de sorabiliriz? neden "cumhuriyet" demediler ya da "halk"? "adalet" demeleri de daha çekici ve doğrusu idi "millet" birlikteliğinin.
"cumhur" sözcüğü uzun süre yürürlükten kalkmıştı. siyasette yeniden dolaşımı 2007 seçimleriydi. abdullah gül'ün tbmm'de seçilemeyişine tepkide ortaya çıkmıştı ve yine de yaygınlık kazanmadı. şimdi "cumhur" seçimi ne oluyor? akp için ve de mhp için cumhurbaşkanlığını kazanmak birincil sayılıyor. görünen odur ki, mhp'yle yaklaşımın temelinde de, dayanağı da "cumhurbaşkanlığı'nı kazanmak. akp-mhp, tasarladıkları "cumhurbaşkanı" yönetim biçimiyle türkiye'yi 1924'te sonlanmış tartışmaya götürmek. gündeliğe baktığımızda "cumhur" sözcüğüne vurgu hiç yok diyebiliriz. oysa, "cumhur" sözcüğüne vurgu yapmaları gerekirdi. akp-mhp diye "millet" diye oya basanlar olur mu bilemeyiz. olmasına şaşırmamak gerekir. akp-mhp için "cumhur" değil de, "millet" daha gizemli ve çekicidir. dp'nin 1950'deki söylemi unutulmadı: "yeter, söz milletindir!"
chp'nin "millet"i seçmesi değil de, kabullenmesi diyelim "millet" adlandırması. "millet" chp'nin değiştiğinin ve "halkçı" ya da "ulusal-cumhuriyet"e utangaçlığının bir sonucudur mu diyelim? ne dersek diyelim, karşılıklı yanlış seçmeler ya da seçmeleri önemsemezlik var.
seçimler yolunun yarısını aşmak üzereyiz ve bilinmezlik sürüyor. hangi bilinmezlik? akp'nin "cumhurbaşkanlık" tasarımı neydi, nedir? chp, cumhurbaşkanlığı seçimini kazansa ya da tbmm'de çoğunluk olsa: "meclis üstünlüğü"ne dayanan anayasallığa geçmeye öncelik verecek midir? yoksa, seçimlerle, olanın üzerinden mi yürünecektir?
seçim sonuçlarıyla gizlideki "tasarımların" ya da açıkta söylenmemişlerin gündem olması, seçimlerin ilk getirisi olur.
bu seçimlerin de, öncekilere benzediğini biliyoruz. toplantılarda kentin renklerinin atkılarıyla donanmış adaylar ve adayları sunan "cazgır" çağrıları. yenilik ve değişiklik yok; bilinene "devam"la "tamam" demek olur mu? ötekinin yaptığını ben de yaparım ya da ben daha iyi yaparım aşılmalıdır. bu seçimlerde de, bu anlamda da, değişim yok diyebiliriz.
"eski hastalık" sürüyor. nedir o? "tek kişi" odağından benim kişim seninkini döver. bir sonrasına, geleceğin seçimlerine hazırlık anlamında adayın önünden ya da yanından ortaya çıkan yepyeni sözcüler yok. onun yerine adayların eşleri ve çokça kucak kucak karanfil atılıyor. oysa, adayın yanında yerelden bir çocuk, bir yetenek topluluğu, yörenin sevilmişlerinden bir küme neden olmuyor? düşünemiyorlar.
bu seçimlerde de tv'lerde soru yanıt tartışmalar yok. diyelim, yandaşlık egemendir. evet doğrudur; yandaşlar komuta altındadır. oysa, günümüzde, teknoloji elverişlilikleri çoktur. seçim meydanlarına uzaklardan soru soracak düzenler düşünülebilirdi. daha da geçerlisi: samsun'dan meydan alanı, izmir'den, mersin'den, sivas'tan, kırklaereli'nden de parklarda, meydanalarda büyük ekranlardan paylaşılabilirdi; etkileşim sağlanabilirdi.
şimdilik, seçim meydanlarının en başarılı yanı diye sorulsa yanıtı açıktır: güvenliği zorlayan ya da karşılıklı çatışmaya dönüşecek saldırganlıklardan uzak yaşanıyor toplantılar.
20 mayıs 2018, college station, texas.