4 Haziran 2018 Pazartesi

24 haziran 2018 yolunda - 17. / eski deneyimler çoktan unutulmuştur.

24 haziran seçimlerinin getirebileceği en önemli değişim: akp'nin durdurulabilirliğinin yaşanması olacaktır. oysa, seçimlere üç hafta kaldığı bugünlerde, beklentiler değişiktir. akp'yi tümden meclis dışı bırakmaktan öteye toplum dışı bırakmak tutkusu da ortada alev alevdir. akp'ye karşı bunca yıldır gelişmiş ve seçimlerle geriletme olanağı az yaşanmışlığın öflesinden ötesidir kızgınlık. 

25 haziran'da akp'nin durdurulabilirliği yakalanmışsa daha akıllıca ve gerçekçi değerlendirmeler çoğalacaktır. bugün için değer verilen tektir: akp'nin yıkılabilirliğine vurucu ne söylenirse ilgi odağıdır; gerisi ise, çokluk "boş sözdür, boşunadır" kuyusunun derinliklerinde yankılanmaktadır.

akp gider mi soru değildir; akp gidicidir. soru şudur: akp, 24 haziran seçimleriyle gidecek midir? toplumda onca nefret ve öfke geliştirmiş bir siyasilik, ençok chp'nin 1940'ların ikinci yarısına denk düşer. bugün de iş yapan, toplumsal belleğin yokedemediği, 1940'lar chp'si deneyiminden sonra, akp karşıtları da 1950'lerini yaşar mı? yoksa, 1946'nin dp'si benzeri durdurulabilir mi karşıtlık?

doğal ki, 1945 sonrası özgürleşen toplumun o günkü tepkileriyle günümüz akp'sini karşılaştırmak da nereden çıktı diyenler çok olur. oysa, soyut düzeyde düşünülesidir.

şu da söylenebilir: 1950'de, neredeyse, halk devrimi diyebileceğimiz, sandıktaki kabarışla yönetimin o günkü baskıcılığından özgürlükçü dp'ye geçişiyle gelinen 1957 erken seçimleri olgusu da vardır. 1946'da yönetimi seçimlerle kazanamayan dp'ye karşı, 1957'nin koşullarında chp'nin seçimleri kazanacağı beklentisi bugünün akp'sinin gideceği beklentisine denktir; özdeşleştirilebilir. 1957'de de yön ve yol değiştirmeyen türkiye'de 1960'ın yaşanmışlığı türkiye'de demokrasinin bugün de duyulan ağır yüküdür.

tarihe değil de günümüze ve geleceğe bakarak düşünmek yakın geçmişi anımsamaktan çekicidir.

akp, toplumda nefret uyandırdığını ve öfke kabarışını anlamamakta direniyor. 24 haziran seçimleri akp için kazanılan seçim olmayacaktır. hele ki, 1946'nin işgüzar chplilerinin yaşattığı olumsuz deneyim ya da o düzeyde değilse de "usülsüzlüklerin" bugün de yankı bulabildiği 1957 seçimlerinde dp'nin olumsuz deneyimi öğretici olmamıştır.

enson 16 nisan 2017'de yaşadığımız halkoylamasında, ne yandan bakarsak bakalım "mühürsüz" oyların geçerli sayılması, 1946 düzeyine denkleştirilebilecek olumsuz ve kabul edilemez en yakın deneyimdir. ya da, 7 haziran 2015 seçim sonuçlarının akp karşıtı çoğunluğun beklentilerine aykırı yozlaştırılmasında yaşanan da unutulmayan deneyimdir. akp ya da akp'yle birleşiklerin, 24 haziran ya da olası ikinci aşama seçimlerinde, en uzak durmaları gereken, "usulsüzlükler" olmalıdır. toplumda bunca yaygın ve derinleşmiş çok kutuplu akp karşıtlığının alevine benzin dökmek türkiye'yi yangına çevirir.

akp'ye karşı yaygın ve derin öfkeyle nefret beklenildiği düzeyde güçlüyse akp'nin durdurma gücü yürümez.

akp'ye nefret ve öfke çoğunluk olmasa da çoğunluğu zorlayan düzeyi bulursa: akp'nin tepkisi ne olur? akp, iktidarda iken, gerilemesini akp'ye karşı darbe ve fesat olarak mı değerlendirir? bu durumda da yanlış yaparlar. 1973 seçimleri sonrasında ecevit'in başını çektiği chp, seçimlerden birnci parti çıkmıştı ve o güne değin seçim yenilgisi yaşamamış ap başkanı demirel'in tepkisi tarihselliğini yitirmeyecektir: "halk bize muhalefeti uygun gördü!" halkın seçimini yine halk içinde seçilmek uğraşına döndürmüş demirel deneyimi, akp için yaşanabilir gerçeklik olur mu?

bugünden güvenle söyleyebileceğimiz şudur: sözde ne derlerse desinler, akp seçimden yenik çıkmaya hazırlıklı değildir.

her seçim kendine özgüdür ve 24 haziran seçimleri de yeni deneyimlere kaynaklık edecektir. akp yükselen güç değildir ve demokrasi gelgitinde gel değil de git çekilmesindedir.

4 haziran 2018, college station, texas.