5 Mayıs 2016 Perşembe

uzar beklentisi geride kaldı/ abd seçim yolunda -- 4.

abd'de 2016 başkanlık aday seçimleri yakın tarihte yaşananlarla benzerliği enazda gelişti, sürüyor. başlangıçta demokrat başkan adayı hillary clinton, bu noktada, aday olmanın güvencesini kazanacak öngörüsü yaygından öteye egemendi. evet hillary clinton demokrat başkan adayı olacaktır ama, bunca zorlanması nedendir? cumhuriyetçi parti'de ise aday yoklamalarında oy verenlerin dışında beklenen donald trump'un kazanamayacağı idi. cumhuriyetçi parti'de donald trump'ın adaylığına direncin götürüsü ne olur?

görünen odur ki: demokrasi dışı bir olağanüstülük yaşanmazsa demokratlar hillary clinton ile obama'yı sürdürmeyi oylayacaklardır; cumhuriyetçiler de donald trump ile obama'nın yaptığı sanılanları geriye döndürmeyi oylayacaklardır.

clinton ve trump karşıtlığında seçimde oylama nasıl sonuçlanır? şunu söylemek zor değildir: hillary clinton adaylığını istemeyenler trump da gelmesin diye oylarken; trump adaylığını istemeyenler de clinton gelmesin diye oylayacaklardır. daha açık söylersek: clinton ve trump başkan olsun diye oyverenler azlıktır. seçim sürecinde yazdıklarıma yeniden dönersek: abd'de değişim durmuştur. obama'nın seçilmesindeki umut olan "değişim" obama yönetimiyle de olmamıştır. abd'de, özellikle, carter ve reagan günlerinden bu yana yaşanan yanılgıları giderecek bir başkan adayı yoktur. trump da, clinton da değişimden çok, olanı sürdürmeden öteye başkanlık gücüne erişemez.

abd'de içe dönüş 1989 sonrasının en belirgin özelliğidir. oysa, körfez savaşları, afganistan ve ortadoğu saldırılarıyla korkulan "yayılmacılık" sürdürülebilir değildi ve sürdürülememiştir. bu gerçekliği clinton da, trump da başkan olarak değiştiremez. abd'de dışta yayılmacılık uçlarına varmış durumdadır ve geriye çekilme de sonrasında dayatacaktır. abd yurttaşlarının birincil ve değişmeyen davranışı: önce içte ve hep içte olmaktır. abd, kendini savaşların içinde bulması, yetersiz başkanlarla, yürütmenin seçim dışında yurttaşların baskısını yoksaymasındandır.

clinton ve trump adaylıklarının anlamlandırılmasında önemli olanı şudur: abd'de başkanlık gücü meclislerle, yargıyla ve seçmen yurttaşlarca kısıtlanmıştır. başkanlık kurumu, abd'de değişimin ve gücün ne odağıdır ne de sürdürücüsüdür. ardı ardına, özellikleri yetersizlik olarak açıklanacak başkan adaylarını ve başkanlık kazananları nasıl anlamlandırmalıyız? abd'de meclislerin ve yerelliklerin anayasallıkta gücün bir parçası değil gücün kendisi olmasını gözleyerek anlamak gerekir. abd'de güçlerin ayrımı, geleneksel ve sıradan, yürütme, yasama ve yargı olarak ayrılmanın ötesindedir. abd, güçler ayrımından çok, güçlerin çok parçalılığıyla sürmektedir.

abd'nin çok parçalılığı uzunca süre abd'yi yükselten ve ilerleten olmuştu. bir süre daha duraklama sürecinde bu durumda değişim beklememek gerekir. sonunda, yeniden güçlerin birleşimine dönüleceğini ise hiç beklememek gerekir. abd'de çok parçalılığın değişmesi de zordur. abd, uzunca süredir siyasi ve toplumsal kararlılıktadır. abd'de, her seçimde, "değişim" diye ortalığı yönlendirenlerin, değişimde yetersiz kalışlarına öfke yaygındır. clinton da, trump da öfkeli abd toplumunu yatıştırıcı, yumuşatıcı ve birleştirici olamayacaktır. abd'de korumacılık değişimin öncesinde ve üstündedir.

trump için de clinton için de 8 kasım yolunda ve seçim sonrasında abd'yi uzlaştırmak yanıltıcı özlemdir. clinton da, trump da başkan adaylığı sürecinde, kendi partilerini birleştirici olamamaları başkanlıkla abd toplumunda da birleştiricilikte başarılı olamayacaklarının ilk göstergesidir.

cumhuriyetçiler için de, demokratlar için de son aday yoklamalarının gerçekleneceği 7 haziran ve ötesinin de başkan adaylığını belirlemeyeceği, ilk günden beklenen oldu. oysa, geç de olsa, güçlükle de olsa başkan adayları ortaya çıktı: trump'a karşı clinton.

5 mayıs 2016, college station, texas.